SAVAŞ HAZIRLIKLARINA VE SOSYAL KESİNTİLERE KARŞI 1 EYLÜL EYLEMLERİNE KATILALIM!

Dünya bir dönüm noktasında. Ya egemenlerin savaş politikaları geriletilecek ya da savaşlar daha da yayılacak. Dört buçuk yıldır devam eden Ukrayna savaşında can kayıpları sürekli artıyor. Savaşın sona ermesi bir yana genişlemesi riskiyle karşı karşıyayız.
Orta Doğu da alev alev yanıyor. Bu yılın başında Amerikan-İsrail askeri güçlerinin İran’a karşı başlattığı uluslararası hukuka aykırı saldırı savaşı hâlen devam ediyor. ABD Başkanı Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı ele geçirme söylemlerinde olduğu gibi bu tür tehditleri hayata geçirmesi durumunda, bu yangın önümüzdeki dönemde daha da büyüyebilir.
Savaşlar ve silahlanma nedeniyle dünya genelinde halklar ağır bedeller öderken; silah ve enerji tekelleri rekor kârlar elde etmeye devam ediyor. Ankara’daki NATO Zirvesi’nde savaşların ve silahlanmanın sürdürüleceği, üye ülkelere ise sosyal alandaki kısıtlamalarla silahlanma için kaynak yaratılacağı bir kez daha teyit edildi.
Almanya’nın devasa silahlanma hamleleri
Emperyalist devletlerin yayılmacı emellerinin büyüdüğü günümüzde Almanya, önümüzdeki iki yıl içinde devasa silahlanma bütçesini bir kez daha artıracak. Geçen yıl 86 milyar euronun üzerinde olan bütçe için bu yıl yaklaşık 108 milyar euro planlandı. NATO Zirvesi’nin ardından Şansölye Merz, bu yılki bütçeyi rekor seviyede yaklaşık 125 milyar euroya çıkardı. Böylece Almanya, dünyada en yüksek askeri harcama yapan ilk dört ülke arasındaki yerini pekiştirdi.
Almanya, AB ile birlikte askeri harcamalara Rusya’nın iki katından fazla kaynak ayırıyor. NATO’nun yüzde 5’lik hedefine ulaşıldığı takdirde, AB’nin toplam askeri bütçesi ikiye katlanabilir. İzlenen hat oldukça net: Kendi çıkarları için silahlanmak ve askeri gücü artırmak.
Toplumsal yaşamın tüm alanları savaş hazırlıklarına tabi kılınıyor. Okullar, üniversiteler, hastaneler, yollar, köprüler ve üretim tesisleri bu doğrultuda dönüştürülmek isteniyor. Hükümet, altyapıyı geliştirmek adına 500 milyar euro ayırdı. Ancak altyapı için yapılan harcamalar da doğrudan “savaşa uygunluk” amacına bağlanmış durumda.
Silahlanmaya değil sağlığa, eğitime ve sosyal alanlara bütçe ayrılsın!
Savaşa hizmet etmeyen alanlarda ise bütçeler kısıtlanıyor. Okullar ve hastaneler kapanmaya zorlanırken, kronik finansman eksikliği çeken üniversiteler giderek savaş ekonomisinden gelen dış kaynaklara bağımlı hale getiriliyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin “yeni borçlanma sınırı” tartışmaları göz önüne alındığında, silahlanma ve silahlanma için hiçbir sınır tanınmazken, yaşamın her alanında yeni kesinti ve kısıtlamaların yaşanması kaçınılmaz görünüyor.
Aynı zamanda emeklilik yaşı yükseltilirken, emekçilerin halkın emeklilik hakları gasp ediliyor. Militarize edilmiş bir toplum yaratma uğruna temel haklar adım adım kısıtlanıyor. Gençlik ise yeni askerlik yasasıyla zorunlu muayenelere tabi tutularak, hükümetin jeopolitik çıkarları uğruna cepheye sürülmek isteniyor. Militarizasyon ve savaşa hazırlık politikaları, milliyetçiliği de körüklüyor.
1 Eylül Dünya Barış Günü, yeni savaşların olmaması için ilan edilen bir gün. Federal Hükümet ve büyük Alman tekelleri, izledikleri politikalar ve çıkarlarıyla dünya barışının karşısında duruyor. Gelinen bu noktada, silahlanmaya ve sosyal kısıtlamalara karşı hep birlikte sesimizi yükseltelim. Birlikte mücadele ettiğimizde kazanacağımız bir dünya var.
Haydi 1 Eylül’de savaşa karşı barış çağrısını yükseltelim
- Kaynaklar savaş ekonomisine ve savaş hazırlıklarına değil; eğitime, sosyal hizmetlere ve sağlığa aktarılsın!
- İsrail’in Filistin halkına uyguladığı soykırıma verilen siyasi, finansal ve askeri destek derhal durdurulsun!
- Orta Doğu’daki savaş politikaları durdurulsun!
- Ukrayna’daki savaş derhal son bulsun!
- Yeni Askerlik Yasası derhal geri çekilsin!
