Türkiye’de muhalif basına yönelik baskıları şiddetle kınıyoruz
Türkiye’de muhalif basına yönelik saldırılara bu sabah bir yenisi daha eklendi. Ülkenin en çok izlenen haber kanallarından Halk TV’ye baskın düzenleyen polis yayını durdururken, televizyonun yönetimine de kayyum atadı. Ortada somut bir suç ve mahkeme kararı yokken polis baskınıyla bir televizyon kanalına keyfi şekilde el konulması, Türkiye’de düşünce ve basın özgürlüğünün bir kez daha ayaklar altına alındığını gösteriyor.
Daha önce benzer şekilde TELE1 televizyonuna el koyan iktidar, bir süre önce de aralarında Evrensel gazetesinin de bulunduğu çok sayıda basın organının ve kurumun sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirmişti.
Gelişmeler, Türkiye’deki rejimin her geçen gün daha da otoriterleştiğini; muhalif basına, ana muhalefet partisine, sendikalara ve sivil toplum örgütlerine yönelik keyfi baskılarını arttırdığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Tüm gücü elinde toplamayı hedefleyen Erdoğan, her açıdan muhalefetsiz bir Türkiye hayal ediyor.
Erdoğan, bu hayalini Avrupa Birliği (AB), ABD ve diğer müttefiklerinin desteğiyle gerçekleştirme yolunda ilerliyor. AB aday üyesi olan Türkiye’de muhalif basına, partilere ve siyasetçilere yönelik baskılar ve tutuklamalara karşı sessiz kalan AB’nin “basın özgürlüğü” ve “insan hakları” gibi kriterlerinin boş sözlerden ibaret olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır.
DİDF olarak, başta Halk TV olmak üzere muhalif basına yönelik saldırıları şiddetle kınıyoruz. Türkiye’de otoriter rejime karşı direnen ve mücadele eden emek ile demokrasi güçleriyle dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Almanya başta olmak üzere Avrupa’daki basın kuruluşlarını, sendikaları ve sivil toplum örgütlerini artan saldırılara karşı sessiz kalmamaya çağırıyoruz.
Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Yönetim Kurulu
Köln, 14.10.2026
