Göçmenleri hedef gösterenler ırkçıların ekmeğine yağ dürüyor

31 Ekim’de Almanya genelinde “Gen Z regelt” inisiyatifinin çağrısıyla yapılan ve 100 binden fazla gencin katıldığı eylemlerin ardından, Frankfurt’ta münferit sayılabilecek bir olayın yaşanması, biz göçmenlere karşı propagandaya dönüştürüldü. Başbakan Merz, İçişleri Bakanı Dobrindt ve Hessen İçişleri Bakanı Poseck yaptıkları açıklamalarda, olaylarda karışanların “göçmen çevrelerinden” (Migrantischen Milieu) geldiğini ifade ederek, genelleme yoluyla açık bir şekilde göçmenlere karşı düşmanlık ve önyargıları körüklediler. Poseck, yaptığı açıklamada olaylara karıştığı gerekçesiyle gözaltına alınanların Alman vatandaşları olduğunu ifade ederken, ardından bu Alman vatandaşların “göçmen çevrelerinden” bilinçli olarak dile getirdi. Böylece, göçmenler ile kriminal olaylar arasında kurulan bağlantı, ülke genelinde yeniden tartışma konusu oldu.
Açıktır ki; muhafazakar demokrat siyasetçilerin çıkan münferit olayları “göçmen çevrelere” mal ederek büyütmesinin arkasında belli hesaplar söz konusu. Bunların başında, gençliğin haklı taleplerinin bastırılması geliyor. Eylemlerde başta “silahlanmaya değil eğitime daha fazla bütçe” talebi olmak üzere, pek çok soruna dikkat çeken gençlerin haklı taleplerinin bastırılması, baştan itibaren kriminalize ederek marjinalleştirmesi öncelikli politika haline getirilmişti. Bu nedenle eylemlerden önce sürekli olayların çıkacağı propaganda edildi. Bu nedenle Frankfurt’ta çıkan münferit olaylar abartılarak tartışma konusu yapılıyor.
Bununla yetinmeyen muhafazakar siyasetçiler ve güvenlik birimleri bir de olayları çıkaranların “göçmen çevrelerinden” geldiğini ileri sürerek, bir kez daha Alman olan ve olmayan gençler ve emekçiler arasında önyargılar körüklenmeyi hedeflediler. Açıktır ki, Almanya’da doğup büyüyen, Alman vatandaşı olan, ama karışan gençlerin kökenine vurgu yapmak, suç ile köken arasında bağlantı kurmak, bu ülkede en fazla ırkçıların ve aşırı sağcıların işine yarıyor. Bu nedenle, 31 Ekim’den sonra yapılan “göçmen çevreleri” tanımlaması tümü ırkçıların ekmeğine sağ sürmüştür. Gençler arasında Alman olanlar ve “göçmen çevrelerinden gelenler” ayrımı yapmak açıkçası bütün göçmenleri suç olaylarıyla bağlantılandırmak anlamına geliyor. Bu ırkçıların sıkça kullandığı bir söylemdir.
65 yıl önce Almanya’ya göç eden işçilerin kurduğu bir göçmen örgütü olarak, göçmenler arasında genelleme yapılarak, suç olaylarıyla bağlantılar kurulmasını reddediyoruz. Bu türden kışkırtıcı ve önyargıları körükleyici tanımlamalarım maksadının gençliğin haklı taleplerini görmezden gelmek, yükselen mücadeleyi bastırmak, Alman olan ve olmayanlar arasında bölünmeyi derinleştirmek olduğunu biliyoruz.
DİDF olarak, bu ülkede yaşayan herkesin eşit haklara sahip olmasını talep ediyoruz. İnsanlar arasında etnik kimlik ayrımının yapılmasını reddediyoruz. Sokakta yükselen dayanışma, Alman olan ve olmayan ayrımını yapanların planlarını boşa çıkardı. Gençler ve emekçiler bundan sonra da onların planlarını boşa çıkarmaya devam edecek.
DİDF olarak ayrımcılığa karşı birlikte mücadele ce ortak yaşamı güçlendirmek için gençlerle birlikte alanlarda olmaya devam edeceğiz.
Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonı (DİDF)
Köln, 04.11.2026
